Sema nedir?

Mevlevi dervişlerinin dönerek yaptıkları ayindir. Tasavvuf rakslarının en ilgincidir.

«Mevlevi Ayin-i Şerifi» denen klasik Türk müziğinin en büyük şekli olan eser okunup çalınarak raksedilir. 130 kadar Mevlevi ayini bestelenmiştir. Arapçada sözlük anlamı "işitmek, duymak"tır. Tarikatların çoğunda rastlanan sema genellikle bir Mevlevi ayini olarak bilinir. Semada "zaman, mekan, ihvan (dostlar)"ın dikkate alınması (yemek ve namaz vakti, düşmanca bir davranış, sıkıntı duyulduğu zamanlarda sema yapılmaması) gibi kurallar konmuşsa da buna çoğu kez önem verilmediği de görülmüştür.

Örneğin Mevlana'da zamandan çok vecd esastır ve hemen her yerde (medreseler, evler, bağlar, sokaklar) sema yapılmış, katılan ve seyredenlerin özellikleri dikkate alınmamıştır. Mevlevi semasına egemen olan dönme hareketi dışında da değişik ritmik hareketler içeren semaların varlığı kesindir. Semanın özellikle Mevlevi tekkelerinde dört başı mamur bir ayin haline ne zaman geldiği kesin olarak bilinmemektedir. Ancak bugünkü biçiminin, Sultan Veled'in torunu Pir Adil Çelebi (ölümü 1460) tarafından oluşturulduğu sanılmaktadır.

sema

Mevlevilikte, bir tarikat uygulaması olarak ilk kez Meviana tarafından benimsenen sema, Sultan Velet tarafından belli bir düzen ve kurallara bağlanarak son biçimini aldı. Sema töreni için hazırlanan dervişler, tennurenin üzerine geniş bir yelek (destegül) giyer, başlarına “sikke” denilen konik silindir biçiminde başlık koyar, semahanede divan durarak şeyhi beklerler. Şeyhin sırtında hırka, başında destar denilen yeşil ya da siyah sarık sarılı sikke vardır. Şeyh geldikten sonra namaz kılınır ve Mesnevi'den bir ders okunur.

Makam postuna oturan şeyh dua eder. Mutrib (saz heyeti) yerindeki dervişlerden biri ayağa kalkarak Divam kebir'den bir naat okur. Neyzenbaşının ney taksiminden ve o gün için belirlenen makamda bir peşrev çalındıktan sonra şeyh ve semazenler ayağa kalkar, salat okuyarak sema yerinde ağır adımlarla üç tur dolaşırlar. Ardından mutribler, yine Divan-ı kebirden bestelenmiş Ayini şerif i çalar, ayinhanlar da okurlar. Bu sırada semazenler hırkalarını çıkarır, birer birer şeyhin huzuruna gelerek niyaz ettikten sonra semaya başlarlar. Sema sırasında sağ avuçları yukarıya, sol avuçları aşağıya açılmıştır.

Bu durum, "Hak'tan aldığını halka verme" anlamını taşır (feyz akdes). Sema bitiminde oturularak hırka giyilir. Bir aşr-i şerif okunur; ardından duacı dede dua eder. Daha sonra ayağa kalkılır ve şeyh gülbank okur. Dervişler bir ağızdan yüksek sesle “hu” çekerler. Şeyh ise sesli olarak (cehri) kendilerine selam verir; bu selamı aşçı dede yanıtlar. Şeyh, postunda niyaz eder; dervişler de bu niyaza katılırlar Tören, şeyhin semahaneden ayrılmasıyla son bulur.

‘Sema’ kelimesi “gök, evren” anlamındadır. Mevlevilik’te ise ‘Sema’ kelimesi, “işitmek, evrenin sesini işitmek” anlamındadır. Yani, ilahi varlık olan Allah’ın yarattıklarının sesini duymak ve bu sese cevap vermektir. Sema hareketi sembolik olarak kainatın oluşumunu, insanın alemde dirilişini, Yüce Yaratıcı’ya olan aşk ile harekete geçişini ve kulluğunu idrak edip “İnsan-ı Kamil”e (insanın bilgi ile olgunlaşmasına) doğru yönelişini ifade eder.

Tasavvuf müziği insan kalbinin atış ritminde yapılır ve bunu dinlerken duygulanarak Sema yapılır. Bu Uzak Doğu felsefesinde “meditasyon”a benzetilebilinir.Mevlana zamanında belli bir düzen olmadan, dini ve tasavvuf coşkusu ile yapılan Sema, Mevlana’nın ölümünden sonra oğulları Veled Çelebi, Ulu Arif Çelebi, Emir Abid Çelebi ve Pir Adil Çelebi zamanında da tam bir disiplin içine alınmış, öğrenilir ve öğretilir olmuştur. Kaynaklar, Sema ayin ve sistematiğinin son şeklini Pir Adil Çelebi zamanında aldığını bildirir, yani bugün yapılan Sema 1460’lardan beri aynı şekilde gerçekleştirilmektedir.

Mevlana’nın müzik olmadan Sema yaptığı; hatta çarşıda, sokakta, camide de Sema yaptığı kaynaklarda anlatılmaktadır. Mevlana’nın ölümünden sonra Hüsameddin Çelebi tarafından Cuma namazını takiben, Kur’an okunduktan sonra toplu bir halde Sema yapılması bir gelenek haline getirildi. Bununla beraber belirli bir zaman ve mekana bağlı kalmaksızın Sema yapıldığı da bilinmektedir.

Sözlükte "sema" ne demek?

1. Gök, gökyüzü.
2. Mevlevi dervişlerinin ney, nısfiye gibi çalgıların eşliğinde, kollarını iki yana açıp dönerek yaptıkları ayin.
3. İşitme, duyma.

Cümle içinde kullanımı

Burası ufukları geniş, seması bulutsuz, güneşi berrak bir yeşil saha idi.
- H. C. Yalçın

Sema kelimesinin ingilizcesi

[SEMA] v. sow; intersperse, scatter; spread; lose, miss
n. seme
n. sky, heaven, firmament, welkin
Köken: Arapça

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç